Depremin izleri, denizin altında ilk günkü gibi duruyor
Sarsıntı geldi, gökyüzü titredi, ama sanki bir rüya gibi su altındaki eski çınar kökleriyle baş başa. Dalgıçlar, gölgenin altındaki şemsiyelerin yarıklarını, sokak lambalarını, satıcıların tezgah kalıntılarını gördükçe gözleri kamaştı. Depremin yıkıntıları, 18‑55 metre derinliğe sürüklenmiş, adeta bir zaman kapsülü gibi sükunet içinde bekliyordu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’na bağlı ekipler, DESSAT’ın gömülü gözleriyle bu sahneyi fotoğrafla belgeliyor.
Bir dalgıç, suyun içinde eski bir çay bahçesi kâğıt şemsiyesini buldu. Şemsiyenin ipleri, sanki zamanın içinde çözülmüş bir hikayeyi anlatıyordu. Bir diğer dalgıç ise, sokak lambalarının bir kısmını buldu, ama ışıkların hala yanıp söndüğünü hayal etti. Neden mi? Deprem, 17 Ağustos 1999’da, Gölcük’in derinliklerine bir gürültü gibi düştü, ama bu şeffaf suyun içinde bir sessizlik var.
Bunların hepsi, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkartıyor. İnsanlar, bugün de, bu su altı anıtlarını gördüklerinde, “Neden mi böyle?” diye soruyor. Gölcük’ün sokakları, artık bir su altı müzesi gibi. Yıllar sonra bile, çınar kökleri, satıcı tezgahları, şemsiyeler, sokak lambaları, suyun altında bir hazine gibi kalıyor.
Gelişmeler devam ediyor, ama bir soru aklımı sarmıyor: Bu su altı anıtları, gelecekte de aynı şekilde mi korunacak? Bakalım, zamanın tutucu güçleri, bu izleri nasıl muhafaza eder?
Kaynak: Orijinal Haber

