Mekke’de dün imzalanan paktın ilk sınavı Yemen’de olup olmadığını herkes merak ediyor. Ankara, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın bir araya geldiği bu anlaşma, bir ülkeye yönelik silahlı saldırı durumunda diğerlerini de kapsayan “NATO tarzı” savunma sözünü taşıyor. Paktın imzalanmasıyla birlikte tüm tarafların birbirine karşı “tam koruma” sözü verildi, ama somut askeri yükümlülüklerin nerede ve nasıl gerçekleşeceği henüz belli değil. Paktın imzalanma yeri, Mekke’densin. İmza atıldıktan sonra, üç ülke arasındaki askeri işbirliği ne kadar derinleşecek, kim, ne zaman, nasıl soruları hâlâ açığa çıkmadı…
Söz konusu pakt, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in elinde Mekke’de imzalandı. Anlaşma, üç ülkeye yönelik herhangi bir silahlı saldırının tüm taraflarca kabul edildiği bir sistem öngörüyor. Ancak açıklamalarda, bu durumda tarafların üstleneceği somut askeri görevlerin detayları yer almıyor, yani “tam olarak ne yapacağız?” sorusunun yanıtı bulunmuyor. Paktın tam olarak ne anlama geldiği, ne zaman işe girip girip girmeyeceği konusunda belirsizlik devam ediyor.
Guardian gazetesi, bu taktiği “NATO tarzı savunma paktı” olarak tanımladı ve Yemen’deki Suudi ile Hüsile çatışmalarının bir test olabileceğini iddia etti. Guardian, “Yemen’deki son bir ayda yoğunlaştı” diyerek, Hüsile’nin önceki günlerde Aden merkezli hükümete 58 asker öldürdüğünü ve Suudi’nin güneyine 11 sivil yaralandığını hatırlattı. Guardian, Riyad’ın Hüsile’yle denizden ve karadan büyük çaplı bir harekete hazırlandığını da ekledi. Paktın bu yönleriyle ilgili olarak, “İlk sınavın Yemen olabileceği” tespiti yapılmış.
Financial Times, paktı Yemen’deki gelişmelerle ilişkilendirdi. FT’te, Riyad ile İslamabad’ın Türkiye’yi dahil etmek için aylarca görüşmeler yürüttüğü ve sürecin Suudi ile Hüsile çatışmasının tırmanmasıyla hızlandığı yazıldı. FT, paktın “Suudi’nin Hüsileye karşı daha fazla askeri faaliyet” habercisi olduğunu düşündüğünü belirtti. BBC ise, somut yükümlülüklerin belirtilmediğini vurgulayarak, “Suudi Hüsileyle geniş çaplı savaşı yeniden başlarsa Türkiye Yemen’e yönelik saldırılara katılmak zorunda kalacak mı?” sorusunu gündeme getirdi. Burcu Özçelik, Türkiye’nin savunma sanayisine “ortak üretim, teknoloji ortaklıkları, tedarik ve daha fazla askeri birlikte çalışabilirlik” fırsatı sunacağını ifade etti.
Reuters, paktı İran ve müttefiklerinin Körfez ülkelerine yönelik saldırıları ve ABD’nin bölgedeki güvenlik rolünü göz önünde bulundurarak üç önemli güçün yakınlaşması olarak değerlendirdi. Gulf Research Center Başkanı Abdulaziz Sager, “Müslüman dünyasının en etkili üç devletinin bir araya gelmesi, bölgesel güvenlik koordinasyonunu artırıyor” dedi. Al Arabiya ise Riyad’ın paktı “yeni bir askeri eksen” ve “mezhepsel blok” olarak görmediğini, sadece “kolektif savunma ve caydırıcılık” amacı taşıdığını vurguladı.
Paktın gelecekte nasıl bir rol oynayacağı, ne zaman devreye gireceği ve ne kadar etkili olacağı hâlâ belirsiz. Paktın ilk sınavı Yemen’de mi, yoksa başka bir yerde mi olacak, kim, ne zaman, nasıl soruları devam ediyor. Bakın ne olacak, bakalım bundan sonra ne gibi gelişmeler yaşanacak, devam…
Kaynak: Orijinal Haber